HABERLER
daha fazlası>
  • Kanıt Temelli Klinik ve Politik Uygulamalar

    SAĞLIK TEKNOLOJİLERİ YERLİLEŞMELİ

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi “Kanıt Temelli Klinik ve Politik Uygulamalar” başlıklı konferansa ev sahipliği yaptı.

    İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Büyük Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansta, Türkiye Sağlık Politikaları Enstitüsü (TÜSPE) Başkanı Prof.Dr. Hasan Hüseyin Yıldırım, İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yöneticisi Başhekim Prof.Dr. Nurettin Ünal da hazır bulundu.

    Sağlık teknolojileri alanında çalışan kamu kurum temsilcilerinin ve akademisyenlerin konuşmacı olarak yer aldığı konferansın açılışında konuşan İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Gökhan Köylüoğlu, Türkiye’nin son 10-15 yıldır sağlık alanında çok hızlı ilerlemeler kaydettiğini söyledi. 

    “Üretemezsek var olanı satın almak durumundayız.”

    Bunun sonucunda sağlık harcamalarının da arttığına dikkat çeken Prof.Dr.Köylüoğlu, “Kişi başına düşen milli gelir 10-11 bin dolaylarında  stabilleşti. Ekonomistler bunun en önemli sebeplerinden bir tanesinin ileri teknoloji üretmemizden kaynaklı olduğunu düşünüyor. İleri teknoloji üretmenin sektördeki en önemli birimlerinden bir tanesi de sağlık teknolojileridir. Sağlık teknolojilerini öncelikli olarak ülkemizde üretmeliyiz. Üretemezsek var olanı satın almak durumundayız.” dedi.

    Üniversitelerin en önemli görevlerinden birinin bilgi üretmek ve üretilen bilgiyi de teknolojiye çevirmek olduğunu vurgulayan Prof.Dr.Köylüoğlu, günümüzde sağlık teknolojilerinin artık bir bilim dalı haline geldiğini aktardı.

    Türkiye Sağlık Politikaları Enstitüsü (TÜSPE) Başkanı Prof.Dr.Hasan Hüseyin Yıldırım da “Türkiye’de Sağlık Teknolojisi Değerlendirme Tecrübeleri ve Mevcut Durum” başlığındaki oturumda bir konuşma yaptı.

    “Sağlık, bilim ve teknolojileri alanında iş birliği ağı oluşturuluyor.”

    TÜSEB olarak amaçlarının üniversite ve sanayi iş birliği modeli ile bilginin ürüne dönüştürülerek, planlı ve sürdürülebilir kalkınmaya destek sağlanması olduğunu aktaran Prof.Dr.Hasan Hüseyin Yıldırım, “Sizlerle birlikte, üniversitelerle birlikte, araştırma kurullarıyla birlikte, bilim insanları ve araştırmacılarla birlikte bu çalışmaları hep birlikte gerçekleştireceğiz. TÜSEB, sağlık, bilim ve teknolojileri alanında ülke ihtiyaçları doğrultusunda kurulan; Türkiye Kanser Enstitüsü, Türkiye Biyoteknoloji Enstitüsü,Türkiye Anne, Çocuk ve Ergen Sağlığı Enstitüsü, Türkiye Halk Sağlığı ve Kronik Hastalıklar Enstitüsü, Türkiye Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Enstitüsü, Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü, Türkiye Sağlık Politikaları Enstitüsü’ne gerektiğinde yenilerini ekleyerek sağlık araştırmaları sahasında iş birliği ağı oluşturacaktır. Biz enstitümüzü tanıtırken Kelam ve Kalem Enstitüsü diyoruz. Bizde kelam ve kalem önemlidir.” diye konuştu.

    Kimler Katıldı?

    Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkan Yardımcısı Doç.Dr.Mert Vural, Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Doç.Dr.Zafer Çalışkan, Ankara Numune Sağlık Teknolojileri Değerlendirme Birimi Başkanı Doç.Dr.Rabia Kahveci, Özellikli Planlama Gerektiren Sağlık Hizmetleri Dairesi Başkanı Uzm.Dr.Bilgehan Karadayı, TÜSPE Sağlık Ekonomisi ve  Finansmanı Politikaları Uzmanı Dr.Birol Tibet, Dokuz Eylül Üniversitesi Sağlık ve Biyoteknoloji Koordinatörlüğü Sağlık Kurumları Yönetimi Uzmanı Nergis Ceydeli Konakçı da alanlarındaki tecrübeleri katılımcılarla paylaştı.

  • DEVAMINI OKUYUN
    12 Gün Önce
    İKÇÜ’NÜN GENÇ DOKTORLARI KEP ATTI

    İKÇÜ’NÜN GENÇ DOKTORLARI KEP ATTI

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi 2017-2018 Eğitim Öğretim Yılı Mezuniyet Töreni coşkuyla gerçekleştirildi.

    6 yıllık zorlu tıp eğitimini başarıyla tamamlayan 96 genç İKÇÜ’lü doktor için düzenlenen törene Dekan Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu ev sahipliği yaparken;  Rektör Prof.Dr. Saffet Köse, Kurucu Rektör Prof.Dr. Galip Akhan, Rektör Yardımcıları Prof.Dr. Turan Gökçe, Prof.Dr. Adnan Kaya, Prof.Dr. Dr.İrfan Karadede, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Nurettin Ünal, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mustafa Emiroğlu, Dekanlar, Enstitü Müdürleri, öğretim üyeleri, Genel Sekreter Yardımcısı Enes Uzun ile salonu dolduran yüzlerce aile bu gurur tablosuna ortak oldu.

    “7 yılda önemli gelişmeler sağlandı.”

    İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu, fakültelerinin yedinci öğretim yılını tamamlayarak, kuruluştan bu yana hızlı bir gelişim sürecine girdiğini kaydetti. Dekan Prof.Dr.Köylüoğlu, “39 anabilim, 20 bilim dalında görev yapan 135 öğretim üyesi ve Sağlık Bakanlığı kadrolarındaki 80 eğitim görevlisiyle birlikte toplam 215 akademik personelle eğitim vermektedir. Öğrencilerimiz temel eğitimlerini, Çiğli Kampüsünde, klinik eğitimlerini ise afiliasyon kapsamında olmak üzere İzmir’in en büyük iki hastanesi olan Atatürk ve Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanelerinde almaktadırlar. Bu yıl, verdiğimiz eğitimin kalitesini taçlandırmak amacıyla, çok az sayıda tıp fakültesinin sahip olduğu Ulusal Tıp Eğitimi akreditasyon belgesini almak için başvurmuş bulunmaktayız. Afiliasyondan kaynaklı bir takım sorunlarımız olmakla birlikte, tüm öğretim üyeleri ve öğrencilerimizle beraber bu belgeyi alacağımıza ve eğitimimizin uluslararası standartlarda olduğunu belgeleyeceğimize olan inancımız tamdır.” dedi.

    “Ne kadar övünseniz az.”

    6 yıllık zorlu tıp eğitimini başarıyla tamamlayan 96 genç İKÇÜ’lü doktor için düzenlenen töreninin bir gurur tablosu olduğunu kaydeden Prof.Dr. Köylüoğlu,  “İlk ve öncelikli olarak gururlanmayı hak edenler memleketimizin dört bir yanından törenimize gelmiş anneler, babalar, kardeşler ve akrabalardır. İkinci olarak gururlanmayı hak edenler elbette ki genç hekimlerimizdir. Bitirilmesi en zor ve en çok çalışma gerektiren fakülteyi nihayet başarı ile bitirdiler. Genç meslektaşlarım kendinizle ne kadar gurur duysanız azdır. Üçüncü olarak gururlanmayı hak edenler öğretim üyelerimizdir. Şu anda hocalarınızın gözlerinde, bir sanatçının, eserinin son haline bakarken ki taşıdığı gurur ve mutluluğu okuyabiliyorum. Tıp eğitimini almak ne kadar zor ise, bilinmesi gerekir ki vermekte en az onun kadar zordur. Bu açıdan bakıldığında bizim öğrencilerimizle aramızdaki ilişki, sadece hoca talebe ilişkisini değil aynı zamanda ömür boyu sürecek bir sevgi, saygı ve vefa gibi değerleri de barındıran bir usta çırak ilişkisidir.” diye konuştu.

    “Mutluluğu parada, pulda ya da şöhrette aramayın.”

    İKÇÜ’lü genç doktorlara tavsiyelerde de bulunan Dekan Prof.Dr. Köylüoğlu, “Genç meslektaşlarım, bundan sonraki yaşamınızda mutluluğu parada, pulda ya da şöhrette aramayın. Mutluluğu, yavrusun hayatını kurtardığınız bir annenin sevinç gözyaşlarında arayın. Mutluluğu, dayanılmaz sancılarını dindirdiğiniz bir hastanın minnettarlığında ya da bir kanser hastasının, hayatını kurtarmak için girdiğiniz ve saatler süren bir ameliyat sırasında akıttığınız terde arayın. Bir ya da binlerce hastanın şifa bulacağı bir keşif için harcadığınız yıllarda, döktüğünüz saçlarda veya çürüttüğünüz dirseklerde arayın. Çünkü bilin ki; manası, amacı ve hedefi olmayan bir hayatın ne size, ne de topluma faydası olacaktır. “ şeklinde konuştu.

    “Gönüllere girmekten daha değerli bir mutluluk aracı yoktur.”

    Gurur tablosundan duyduğu mutluluğu salonu dolduran genç doktorlarla paylaşan Rektör Prof. Dr. Saffet Köse de sözlerine başarı dilekleriyle başladı. Prof. Dr. Köse, “Bu başarıda emeği geçen başta öğretim elemanları olmak üzere, siz değerli ailelere, hastanemizin değerli yönetici ve çalışanlarına, bu kurumları oluşturan milletimize şükranlarımı sunuyorum. Siz İKÇÜ’nün genç doktorları olarak; insanlığın en zor anlarında, en sıkıntılı zamanlarında, çıkmaza girdikleri bir anda gönülden bir dokunuşla dertlerine derman olmanın, sıkıntılarını gidermenin, önlerini açmanın bahtiyarlığını yaşayacak, bir İngiliz’in deyimiyle “sağlığımı ver servetimi al” dediği bir anda “servetin senin olsun ben sağlığının iadesine talibim” diyerek ya da “sağlık baştaki taçtır, insan onu hasta olunca fark eder” Arap atasözünde geçtiği üzere tacını düşürenin tacını başa koyarak gönüllere girmenin bahtiyarlığına ereceksiniz. Hizmet, gönüllere dokunmaktır. Şahsen ben gönüllere girmekten daha değerli bir mutluluk aracı olduğuna inanmıyorum.” dedi. Prof. Dr. Saffet Köse, Yunus Emre’nin vecizesiyle sözlerini tamamladı:

    “Yunus der: Ey Hoca,

    İstersen var bin Hacca,

    Hepisinden iyice,

    Bir gönüle girmektir.

    Gönüllerde kalmanız dileklerimle hepinize sevgi ve saygılarımı sunuyorum.”

    Törende, Yaşar Üniversitesi Sahne Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özge Usta tarafından aranje edilen eserlerin sunulduğu müzik dinletisi beğeniyle takip edildi.  Fakülte birincisi Dr. Aysu Okumuş, ikincisi Dr. Hacer Sena Akdeniz, üçüncüsü Dr. Hasan Demirbaş ile dönem mezunu doktorlar diplomalarını törene katılan protokolün elinden alırken; dönem birincisi Dekan Prof.Dr.Köylüoğlu’nun eşliğiyle mezuniyet kütüğüne plaket çaktı.

    Hekimlik Andını Prof.Dr.Köylüoğlu ile birlikte okuyan genç doktorlar, kep atarak mesleğe adım atmanın coşkusunu salonu dolduran İKÇÜ ailesiyle paylaştı.

  • 20. Ulusal Çocuk Nörolojisi Kongresi Bildiri Ödülü

    2-6 Mayıs 2018 tarihleri aralığında Türkiye Çocuk Nörolojisi Derneği tarafından KKTC'de düzenlenen 20. Ulusal Çocuk Nörolojisi Kongresine katılan İKÇÜ Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Prof.Dr.Nihal OLGAÇ DÜNDAR ,Prof.Dr.Ayşe Berna ANIL ,Doç.Dr.Pınar GENÇPINAR 'ın " Çocuk Yoğun Bakım Kliniğinde Nonkonvulziv Nöbet ve Nonkonvulziv Status Epileptikusun Değerlendirilmesi" başlıklı bildiri ile birincilik ödülü almaya hak kazanmışlardır. Tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.

  • TEGED Araştırma Ödülü 2018

    İKÇÜ Tıp Fakültesi’ne Tıp Eğitimi Araştırma Ödülü;

    İKÇÜ Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi AD Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Funda İfakat TENGİZ “Mini Klinik Değerlendirme (Mini-CEX) Yönteminin Psikometrik Özelliklerinin ve Kullanışlılığının Değerlendirilmesi “Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Örneği”” isimli bilimsel araştırma çalışması ile “TEGED Araştırma Ödülü 2018” İkincilik Ödülünü kazandı. Öğretim üyemiz katıldığı X. Ulusal Tıp Eğitimi Kongresi’nde çalışmalarıyla Tıp Fakültemizi başarılı şekilde temsil ederek kongreden ödülle döndü. Kendisini ve Tıp fakültesini değerli çalışmalarından ötürü kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.

  • 26. Ulusal Neonatoloji Kongresi (UNEKO)'nde En İyi Poster Bildiri Ödülü

    Neonatoloji Bilim Dalı’na Türk Neonatoloji Derneği Ulusal Neonatoloji Kongresi’nde En İyi Poster Bildiri Ödülü

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı öğretim üyesi ve Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Kliniği Eğitim Görevlisi Doç. Dr. M. Yekta Öncel'in koordinatörlüğünü üstlendiği "ENDOTRAKEAL ENTÜBASYONDA NAZAL SEPTUM-TRAGUS FORMÜLÜ GÜVENİLİR Mİ?" başlıklı çok merkezli randomize kontrollü çalışma 14-18 Nisan 2018 tarihlerinde K.K.T.C de yapılan 26. Ulusal Neonatoloji Kongresi (UNEKO)'nde yaklaşık 500 poster içerisinden birinci olmuştur.

    Doç. Dr. M. Yekta Öncel çok merkezli olarak gerçekleştirdikleri bu çalışmanın Ulusal Neonatoloji Kongresi'nde bu ödüle layık görülmesinden onur duyduğunu belirtti. Dr. Öncel, bu çalışmada emeği olan başta Uzm. Dr. Özgün Uygur olmak üzere tüm ekip arkadaşlarına teşekkür etti.

  • Türkülerde Hekimlik

    İKÇÜ Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitim Kurulu tarafından İKÇÜ AEAH Ameliyathane Büyük Konferans Salonunda gerçekleştirilen “Türkülerde Hekimlik” konulu sunum, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sait EĞRİLMEZ tarafından verildi.

    Prof. Dr. Sait EĞRİLMEZ, türkülerle büyüdüğünü, hayranı olduğu AŞIK VEYSEL’in gözlerini açma ideali ile doktorluk mesleğini sectiğini, her türküde bir dersin saklı olduğunu, gayesinin türkülerde verilen dersler çıkarıp bunları meslektaşları ile paylaşmak olduğunu belirtti. Sunumun ardından katılımcılar Prof. Dr. Sait EĞRİLMEZ’e bu kıymetli sunumu ve verdiği müzik ziyafeti için teşekkür edip coşkuyla ayakta alkışladılar. Program Prof. Dr. Sait EĞRİLMEZ ve gitar ile eşlik eden Ersin İŞİTMEZ’e çiçek takdim edilmesi ile sona erdi.

  • İKÇÜ’DE ÇOCUK İSTİSMARINA KARŞI FARKINDALIK KONFERANSI

    İKÇÜ’DE ÇOCUK İSTİSMARINA KARŞI FARKINDALIK KONFERANSI

    “İstismar fark edilmesine rağmen ihbar edilmiyor.”

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Tıp Fakültesi ve Büyüyen Çocuk Derneği iş birliği ile gerçekleştirilen konferansta son günlerde yaşanan acı olaylarla yeniden gündeme gelen çocuk istismarı konusu bütün yönleriyle ele alındı.

    "Çocuk İstismarına Multidisipliner Yaklaşım" isimli konferansta fiziksel istismarın klinik özellikleri, duygusal ve cinsel istismar, klinik özellikleri ve ruhsal etkileri, çocuk istismarının hukuki ve adli boyutu, çocukla adli görüşmenin özellikleri gibi önemli başlıklar konunun uzmanları tarafından masaya yatırıldı.

    “Farkındalığımız olsun”

    Konferansın açış konuşmasını gerçekleştiren Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Büyüyen Çocuk Derneği Başkanı Prof. Dr. Bumin Nuri Dündar, çocuğun dünyanın en masum ve kutsal varlığı olduğunu, sağlıklı bir nesil yetişmesi açısından dünyanın en aşağılık suçu çocuk istismarı konusunda   bir farkındalık oluşmasına katkı yapması açısından bu tür etkinliklerin önemli olduğunu  söyledi ve emeği geçenlere teşekkür etti. Prof.Dr. Dündar, “Amacımız, çocuk istismarının ülkemizde ve dünyada olmasını engellemek olmalıdır. Bu anlamda geleceğimizi sağlıklı nesillere emanet etmek adına bizlere çok önemli görevler düşmektedir.” diye konuştu.

    “Derin travmalar oluşturuyor.”

    İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu da çocuk istismarının işaretlerini ve müdahale etmek için neler yapılması gerektiğini bilerek, bir çocuğun hayatında önemli bir fark yaratılabileceğini kaydetti. Prof.Dr. Köylüoğlu, “Fiziksel istismarın yanında oluşan duygusal, sosyal ve zihinsel istismar da çocuk istismarının uzun dönemde derin yaralar oluşturabilen şekilleridir.” dedi.

    Konferansın oturum başkanlıklarını, İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bumin Nuri Dündar, İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Yıldırım Sarı ile İKÇÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Kanık üstlendi.

    “İstismar fark edilmesine rağmen ihbar edilmiyor.”

    İlk konuşmacı olan Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç.Dr. Feyza Umay Koç, yapılan bir anket çalışmasının çarpıcı sonuçlarını aktardı. Ankete göre katılımcıların yüzde 50'sinin çocukluğunda cinsel istismarına uğradığını söyleyen Doç.Dr. Koç,  bu rakamların aşağı çekilebilmesi için toplumdaki farkındalık düzeyinin artırılması gerektiğini söyledi. Doç.Dr. Koç, "Karşılaştığım en kötü olay, düzenli olarak şiddet uygulanmış iki kardeşin hikâyesiydi. Anne alkol ve madde bağımlısı idi ve çocukları çok küçük yaşlarda olmasına rağmen bedenlerinde sigara söndürmek de dahil olmak üzere şiddet uyguluyordu. Maalesef prematüre doğan ikinci çocuğu aldığı şiddetli darbelerden dolayı kurtaramadık. Fakirlik ve işsizliğin olduğu toplumlarda çocuklara şiddetin daha yaygın olduğunu ve engelli çocukların daha fazla taciz edildiğini görüyoruz. Vakaların çoğunun komşular tarafından fark edilmesine rağmen ihbar edilmemesi çocuk istismarının görmezden gelindiğini gösteriyor" dedi.

    “Çocuğun korunması, şikayet ile başlar”

    Çocuk istismarının hukuki ve adli boyutu hakkında konuşan İzmir Barosu Çocuk Hakları Merkezi avukatlarından Av. Bedriye Kurtuluş Türk de, çocukları korumaya yönelik alınan yasal tedbirleri paylaştı. Av. Türk, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme‘ye göre çocuğun tanımını yaparak şunlan söyledi:  " Bu Sözleşme uyarınca çocuğa uygulanabilecek olan kanuna göre daha erken yaşta reşit olma durumu hariç, on sekiz yaşına kadar her insan çocuk sayılır. Korunma ihtiyacı olan çocuk, bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuk korunmak zorundadır. Ceza muhakemesi ve ceza hukuku yönünden çocuğun korunması, şikayet ile başlar Çocuğa karşı işlenen suçlarda, çocukların da şikayet hakları vardır. Bu hakkı bizzat kullanabilecekleri gibi kanuni temsilcileri aracılığıyla da kullanabilirler."

    “İstismarların giderek arttığı algısı oluştu.”

     Ege Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cahide Aydın da konuşmasında, ensest, cinsel sömürü, cinsel istismara uğrayanlar için risk faktörleri başlıklarını anlatarak; istismara uğramayan çocuklar ile istismara uğrayan çocukların davranış özellikleri arasındaki farklara değindi. Toplumda, bu olayların bir kısmının üzerine gidilmediği gibi bir izlenim oluştuğunu ifade eden Prof. Dr. Aydın, “Maalesef istismarların azalmadığını, hatta bilinç arttıkça, bildirimler arttıkça, olaylarında daha fazla gündeme geldiğini görüyoruz.  Biz duygusal ve cinsel istismarı ayrı ayrı ele alıyoruz. Aslında hepsi birbirinin içinde olan kavramlar. Tecavüze uğramış bir çocuk için fiziksel istismar da duygusal istismar da söz konusu.” dedi.

    “Aileler istismarı gizleme eğiliminde”

    Adli Görüşmeci ve ÇİM Sosyal Hizmet Uzmanı Sezin Ünal,  istismara dair her türlü şüpheli durumun vakit kaybedilmeden kolluk kuvvetlerine bildirilmesinin önemine değindi. Ünal, “Özellikle mağdur çocuklarımız ile karşılaşma olasılığı daha yüksek meslek gruplarının bu konuda uyanık davranması gerekli. Çocuğun menfaati göz önüne alınarak bildirimler hızlıca kolluk kuvvetlerine yapılmalı. Bu tip bildirimlerde gecikme olması halinde, çocuklarda bulunan mağduriyetin geri dönülemez noktalara ulaştığını biliyoruz. Ülkemizde istismara uğrayan çocuk ile istismarı yaşayan çocuğun ailesi, yaşanan olumsuzlukları pek çok sebeple gizleme eğiliminde. Bu durum fark edildiğinde hızlı bir şekilde kolluk kuvvetleri ile irtibata geçilmeli ve çocuklarımızın mağduriyeti en aza indirgenmeli” dedi.

    “Çocuğun her açıdan sarıp sarmalanması gerek.”

    Yılda yaklaşık 800 mağdur çocuğun, Çocuk İzlem Merkezi ne getirildiğini söyleyen İzmir Çocuk İzlem Merkezi Sorumlusu, Çocuk Hastalıkları Uzmanı Özlem Bağ da,  istismarın devamındaki travmaların oldukça ağır olduğunu aktardı. Bağ, “Bu travmayı yaşamak başlı başına zor olmakla birlikte ardından gelen süreçte kişinin yeterli sosyal, tıbbi ya da duygusal destek alamaması, ortaya çıkan travmanın etkilerini arttırabiliyor. Cinsel istismara uğramış bir bireyin adli, tıbbi ve sosyal açılardan ciddi şekilde sarıp sarmalanması ve desteklenmesi gerekiyor. Çocuğun yaşadığı bu özel olayı ifadesinin alınması ve iç beden muayenesinin yapılması gibi zoraki durumların çocuk dostu bir yaklaşımla, çocuk dostu yaklaşım gösteren profesyoneller tarafından yapılması çocuğun korunmasının ilk adımıdır. Adli süreçte, çocuk izlem merkezinden önceki süreçte, çocukların yaklaşık 12 ila 15 kez tekrarlayan ifade vermek zorunda kaldığı yapılan araştırmalarda tespit edilmişti. Çocuk İzlem Merkezleri,  çocuğun yaşadığı travmayı, bu alanda çalışan meslek elemanlarına bir kez anlatmasını sağlayan, bu sırada görüşmenin kayıt altına alınarak; adli süreçte çocuğun anlatımına tekrar başvurulmasını önleyen bir sistemdir.” diye konuştu.

     

  • Tıp Fakültesi 1.Kariyer Günleri

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi 1.Kariyer günleri Tıp Fakültesi Dekanımız Prof. Dr. Gökhan Köylüoğlu, Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Mustafa Özmen, değerli öğretim üyeleri ve intörnlerimizin katılımıyla İKÇÜ Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi Ameliyathane 5. Kat Büyük Konferans Salonunda gerçekleştirilmiştir.

    Prof Dr. Gökhan Köylüoğlu’ nun açılış konuşmasından sonra Temel Tıp Bilimleri Bölümü adına Prof. Dr. Meltem Kuruş,  Dahili Tıp Bilimleri Bölümü adına Prof. Dr. Servet Akar, Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü adına Prof. Dr. Ali Gürbüz hocalarımız akademisyenliği ve neden akademisyenliği tercih ettiklerini anlattı. Programın devamında 6 oturumda uzmanlık bölümleri, ilgili uzmanlar tarafından tanıtıldı. İntorn hekimler de hem keyif aldıklarını hem de kariyer tercihlerinde yol gösterici olması açısından faydalı bir gün olduğunu ifade ettiler.

  • Tıp Fakültesi, Mezuniyet Öncesi Eğitiminin Akreditasyonu için resmi süreci başlattı.

    İKÇÜ TIP EĞİTİM KALİTESİNİ TESCİLLİYOR

    Tıp eğitiminin daha iyiye gitmesi için yoğun çaba harcayan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi, kalitesini belgelendirmek adına önemli bir adım attı.

     İKÇÜ, Mezuniyet Öncesi Eğitiminin Akreditasyonu için Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu’na akreditasyon başvuru yaptı. Başvurusu kabul edilen İKÇÜ’ye gelen, Tıp Eğitimi Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TEPDAD) Başkanı Prof. Dr. İskender Sayek ile Genel Sekreteri Prof. Dr. Halil İbrahim Durak, tıp fakültesi akademisyenlerine akreditasyonla ilgili başlıkları içeren bir sunum yaptı.

    İKÇÜ Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Konferans Salonunda gerçekleştirilen toplantıya, Rektör Prof.Dr. Mehmet Tokaç, Kurucu Rektör Prof.Dr. Galip Akhan, Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Gökhan Köylüoğlu’nun yanı sıra çok sayıda akademisyen katıldı.

    “Usta-çırak eğitiminden üçüncü nesil tıp eğitimine…”

    Toplantının açış konuşmasını yapan İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Gökhan Köylüoğlu, tıp eğitiminin dünya var olduğundan bu yana değişerek devam ettiğine işaret etti. Geçen yüzyıllarda usta-çırak eğitiminden yola çıkılarak başlayan tıp eğitiminin, 20.yüzyılın başlarında; aktif eğitim, karma eğitim, entegre eğitim, probleme dayalı eğitim, öğrenci temelli eğitim, yeterlilik bazlı eğitim gibi bir sürü kavramla yeniden şekillendiğini kaydeden Prof.Dr.Köylüoğlu, “Günümüzde artık karma eğitim, simule hasta eğitimleri gibi ve kanıta dayalı tıp uygulamaları gibi bir sürü kavramla üçüncü nesil tıp eğitiminden bahsediliyor. Tıp eğitimi dünyada çok değişiyor. Dünya, tarihinde görünmediği kadar hızla bilgi ve teknoloji üretiyor. Sağlık sektörü ve tabii ki tıp da bundan nasibini alıyor ve bilgi yarı ömrü diye bir kavram çıkıyor. Hatta 2020’li yıllarda bilginin geçerli olduğu sürenin 2,5 aya düşeceği söyleniyor.” dedi.

    “Eğitimimizi taçlandırmak istiyoruz.”

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi’nin de bu gelişmelerden uzak kalmasının mümkün olmadığını vurgulayan Prof.Dr.Köylüoğlu, İKÇÜ Tıp Fakültesi olarak Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu’na (UTEAK) başvuruda bulunduklarını söyledi. Prof.Dr.Köylüoğlu, “Kurulduğumuz günden bu yana bu akreditasyon sürecini aktif olarak takip ediyoruz. İlk kuruluş aşamamızdan beri akreditasyon sürecini bütün eğitim programımıza yansıttığımız için bu süreci taçlandırmak istedik. UTEAK’a başvurup varsa eksiklerimiz onları ortaya çıkartıp arkasından da bu belgeyi almak için bu süreci başlattık.” diye konuştu.

    “Öğrencilerimiz klinik eğitimlerinden oldukça memnun”

    İKÇÜ Tıp Fakültesi olarak başarılı bir afiliasyon sürecinden geçtiklerini de vurgulayan Prof.Dr.Köylüoğlu, “Biliyorsunuz modern anlamda tıp eğitiminin yapıldığı batıda da bu afiliasyon mekanizması var. Hastaneler veya üniversiteler, eğitim ve araştırma kadrolarını ayırarak; birçok devlet üniversite ve vakıf hastaneleriyle akredite oluyor ve öğrencilerine bu akredite hastanelerde ve birlikte kullanılan hastanelerde eğitim veriyor. Aslında biz de Türkiye’de bu amaçla kurulmuş bir afiliasyon hastanesiyiz. Yurt dışındaki örnekleriyle birebir aynı olmasa da benzer yönlerimiz var. Bu afiliasyon yönteminin eleştirilecek bazı yönlerinin olmasının yanında, öğrencilerin klinik eğitimlerindeki çeşitliliği, çeşitli hasta görme ve pratik yapmaları açısından çok olumlu sonuçlar verdiğini kişisel olarak gözlemlediğimi ifade etmek durumundayım. Geçenlerde İzmir’de bir devlet üniversitesinin tıp fakültesinin çok kıymetli bir hocasının şöyle bir tespiti oldu. Onu sizinle paylaşmak isterim: “Öğrencilerinizin gözlerinde gördüğüm ışığı bizimkilerde göremiyorum” dedi. Bu tespite bende katılıyorum. Son 4-5 aydır dekanlığa vekâlet ettiğim süre içerisinde öğrencilerle bir araya geldik. Öğrencilerimizin de büyük bir kısmında bu klinik eğitimlerin memnuniyetini gözlemledim.” dedi.

    “Akreditasyon belgesi almak, bir amaç değil aslında araçtır.”

    Akredite süreci ile ilgili de bilgi veren Dekan Prof.Dr.Köylüoğlu, “7 yıllık bir fakülte olmamız, bir afiliasyon hastanesi içerisinde olmamız nedeniyle başvurmak için bir süreç geliştirdik. Bütün öğretim üyelerimizle, koordinatörler kurulumuzla, fakülte kurulumuzla görüşmeler yaptık. Sonuçta bütün fakültemizin katılımıyla bu sürece başvurmamız gerektiği sonucu çıktı. Bu süreçte hocalarımızın başvurmaya öz güveni ve istekleri, akreditasyon süreciyle ilgili çalışmaları, ne kadar başarılı bir sonuç verdiğini göstermektedir. Akreditasyon belgesi almak, bir amaç değil aslında araçtır, tıp eğitimimizi uluslararası standartlar düzeyinde tutabilmek amacıyla kullanılması gerek bir yöntemdir. Bu açıdan da akreditasyon sürecinin bize çok şey kazandıracağını düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

    “İKÇÜ Tıp Fakültesi’ne simüle hastane”

    İKÇÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Tokaç ise konuşmasında akreditasyon sürecinin tıp fakültesi adına oldukça önemli bir adım olduğuna değindi. Tıp eğitiminde her türlü alt yapının sağlandığını söyleyen Rektör Prof.Dr.Tokaç, “ Gerçekten eğitim konusunda her türlü alt yapımızı sağlamış durumdayız. Bu arada en önemli şeylerin başında simule eğitim ve simülasyon merkezi yer alıyor. Simüle eğitim konusunda da kampüste çok büyük bir simülasyon alanı, simüle hastane alanı oluşturduk. Eğitimimizin belki önemli bir bölümünü bu simule hastane üzerinden yapacağız. Kısa bir süre içerisinde bu simüle hastaneyi tamamlayacağımızı ümit ediyorum. Akredite sürecinden başarıyla geçeceğimizi ümit ediyorum.” dedi.

    “Tıp eğitiminin daha iyiye gitmesi akreditasyon sürecinden geçiyor.”

    Tıp Eğitimi Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (TEPDAD) Başkanı Prof. Dr. İskender Sayek ise İKÇÜ’ye başarılar dileyerek başladığı konuşmasında, akredite sürecinin meşakkatli bir yol olduğunu vurguladı. Akademisyenlere tavsiyelerde bulunan Prof. Dr. İskender Sayek, “ Bugün tıp eğitiminin daha iyiye gitmesi için hepimizin çaba harcaması gerekiyor. Bu çaba da akreditasyon sürecinden geçiyor. Onun içinde ben sizlere bu yolda başarılar diliyorum. Bu yol inişli çıkışlı, bazen keskin virajlı bir yol. Bazen tekrar başa gelmesini gerektiren durumlar ortaya çıkabiliyor. Ancak ben bu yolun ucunun aydınlık olduğunu düşünüyorum. Bu işin temeli kararlı olmak ve bu kararlılığı sürdürmektir. Sürecin sonunda daha iyi bir tıp eğitimi, daha iyi bir hekim, daha sağlıklı bir toplum yaratmak olduğu için yolun sonunun aydınlık olduğunu düşünüyorum. Onun için bu yolda sizlere başarılar ve kolaylıklar diliyorum.” şeklinde konuştu.

     

    Ulusal Tıp Eğitimi Akreditasyon Kurulu (UTEAK) hakkında:

    Amaç ve hedeflerini, toplumun sağlık düzeyinin yükseltilmesi için tıp fakültesinde verilen tıp eğitim ve öğretiminin geliştirilmesi ve niteliğinin iyileştirilmesi, kurumlara yol göstermek, gelişimlerini desteklemek, işleyiş ve sürekliliğini izlemek olarak tanımlamıştır. Bu amaç ve hedeflerin karşılanmasında değerlendirme aracı akreditasyon süreci olarak adlandırılmıştır. Akreditasyon için en önemli aracın ise ulusal standartlar olduğu belirtilmiştir. Halen ülkemizde 22 tıp fakültesi akredite durumdadır

  • Dünyanın Akıl Hoca'sından Mesajınız Var!

     "Nasreddin Hoca ile Etkili İletişim ve İnsanları Tanıma Sanatı"

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Sürekli Tıp Eğitimi Koordinatörlüğü ile Sağlık Bilimleri Fakültesi, İletişim Uzmanı Harun Emre Karadağ'ı ağırladı.

    Karadağ, "Nasreddin Hoca ile Etkili İletişim ve İnsanları Tanıma Sanatı" başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Seminere öğretim üyeleri, idari personel ve çok sayıda öğrenci katıldı. Etkinliğin açılış konuşması yapan İKÇÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bumin Dündar, iletişimin kamu kurumlarındaki önemine işaret etti ve konuşmacı Harun Emre Karadağ'a katılımı için teşekkür etti.   

    Etkili iletişim kurabilenlerin, mizah ve eleştirel düşünme becerilerinin de geliştiğini ifade eden Harun Emre Karadağ, “Eşeğine ters binen Nasreddin Hoca imgesi “dünyayı farklı yerlerden yorumlamanın, yaşamı tersinden okumanın, eleştirel bakışın” sembolüdür. Hoca, torunlarını bilgelik yolunda eğitirken; yaşamın tersten okunmasını ve soru sormayı öğreterek yola çıkar.” dedi.

    “Sen de haklısın!”

    Nasreddin Hoca’nın dünyada mizahın ve eleştirel bakışın ortak simgesi olduğuna işaret eden Karadağ,  “Sen de haklısın” sözü, her türlü ayrımı ortadan kaldırmak, yaşamı herkes için eşitlemek Nasreddin Hoca bilgeliğinin sembolüdür. UNESCO dünyada 1995 yılını Nasreddin Hoca Yılı ilan ederek, Nasreddin Hoca’nın insanlığın ortak mizah ve eleştirel bakış sembolü olduğunu tescil ve ilan etmiştir. Dünyanın aslında bizden, bizim değerlerimizden öğreneceği çok şey var. Nasreddin Hoca da bu değerlerimizden biri.” diye konuştu.

    “Dinleyen varsa konuş, konuşan varsa dinle!”

    Hocam, nasıl adam olunur? sorusunu, “Dinleyen varsa konuş, konuşan varsa dinle” şeklinde cevaplayan Nasrettin Hoca’dan alınacak çok büyük dersler olduğunu ifade eden Karadağ, “Kendi kültürümüzden, değerlerimizden beslenelim, aklımızdaki soruların cevabını Nasreddin Hocamızdan alabiliriz. Bu dönemin de liderlerini yetiştirebilecek bilgelik O’nda yer alıyor. Nasreddin Hoca tipi ve fıkra belleği, dili, etkili konuşmayı, iletişim kurmayı bugün dahi toplumumuza öğretmeye devam etmektedir. Bu nedenle Türk insanı kendini anlatırken sık sık Nasreddin Hoca’dan bahseder, Ona atıf yapar." dedi.


    Seminerde, "İletişimin Büyük Resmi" başlığı altında konuşma dili, beden dili, gönül dili, duygusal zeka, güven ve bulanık mantık konularına da değinen Karadağ, "Kişilikleri tanıyalım" başlığında popüler optimist, melankolik, güçlü klorik, barışçıl ve soğukkanlı kişiliklerin nasıl olduğunu çeşitli mizansenlerle anlattı.

     

  • TÜRKİYE’DE İLK:”HEMŞİRE VE HASTALARA ÖZEL İLAÇ KARTI”

    TÜRKİYE’DE İLK:”HEMŞİRE VE HASTALARA ÖZEL İLAÇ KARTI”

    TC Sağlık Bakanlığı, Tıbbi İlaç ve Cihaz Kurumu tarafından düzenlenen “Akılcı İlaç Kullanımı Proje Yarışması’ndan İzmir Kâtip Çelebi Üniversite’sine birincilik geldi.

    İKÇÜ Sağlık Bilimleri Enstitüsü Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı'nda yüksek lisansını tamamlayan Uzman Hemşire Sibel Yöntem’ in, İKÇÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Cem Kaplan danışmanlığında yürüttüğü, Yardımcı Sağlık Personellerine Yönelik En İyi Akılcı İlaç Kullanımı (AİK) Projesi birinci seçildi. Prof. Dr. Yusuf Cem Kaplan ve Uzm. Hem. Sibel Yöntem ödülünü, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş ile Türkiye Tıbbi İlaç ve Cihaz Kurumu Başkanı Dr. Hakkı Gürsöz’ün katıldığı törende aldı.

    İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği desteğiyle…

    Uzman Hem. Sibel Yöntem tarafından İzmir İli Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği’nde yürütülen bu proje kapsamında Tire Devlet Hastanesi’nde oluşturulan proje ekibinin özverili çalışmalarıyla hemşirelerin hizmet kalitesini artıracak kartlar geliştirdiklerini söyledi.

    Prof.Dr.Kaplan ve Uzm.Hemşire Yöntem’in tasarladıkları akılcı ilaç kartları sayesinde hemşireler tedavi esnasında kullanılan ilaçlar hakkında kolay ve etkili bilgiye ulaşıyor. Hastalar ise taburcu olduktan sonra verilen ilaçları en doğru şekilde kullanarak tedavi süresine katkıda bulunuyor.

    Pilot Hastane: Tire Devlet Hastanesi

    İKÇÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr.Kaplan, pilot hastane olarak, İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği’ne bağlı Tire Devlet Hastanesi’nde akılcı kartları uygulamaya geçirdiklerini kaydetti. Hayati bir organ olan kalp üzerine etkili ilaçları ele aldıklarını belirten Prof.Dr.Kaplan, “Kardiyoloji Kliniği ve Koroner Yoğun Bakım Ünitesi, etkili ilaçların sıklıkla uygulanması ve bu ilaçların büyük bir çoğunluğunun taburculuk sonrasında da kullanımının gerekmesi nedeniyle pilot klinik olarak belirlendi. Klinikte en çok kullanılan ilaçlar listelendi. İlaçların; etkileri, yan etkileri, hemşirelerin ilaç uygulamalarında ve hasta eğitimlerinde göz önünde bulundurması gereken noktalar literatür taramasının ardından kartlara basıldı. Akılcı ilaç kartları klinikte  görevli 30 hemşireye dağıtıldı. ”dedi.

    “Kartlar hemşirelerdeki bilinç düzeyini yüzde 79’a çıkardı”

    İKÇÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Kaplan yaptıkları klinik ziyaretlerinde, hemşirelerin ilaçlar konusunda bilgi ihtiyaçlarının olduğu, ancak kaynak olmadığı için zaman zaman internetten araştırarak veya hekime sorarak bilgi edinmeye çalıştıkları geri dönüşünü aldıklarını söyledi. Prof.Dr. Kaplan, “Hemşirelerimiz, çalışma ortamındaki iş yoğunluğu nedeniyle her zaman erişebilecekleri bir kaynağa ihtiyaç duyduklarını ve böyle bir çalışmasının başlatılmasından dolayı memnuniyetlerini dile getirdi. İlaç bilgilendirme kartları kullanımı öncesi ve sonrasında uygulanan testte hemşirelerin bilinç yüzdesinin yüzde 44’ten yüzde 79’a yükseldiğini gözlemledik.” şeklinde konuştu.

    “Hedef tüm hastanelere yaygınlaştırmak”

    Projenin amaçlarının hemşirelerin farmakolojik bilgi düzeyini arttırmak, sıklıkla kullandıkları ilaçlar hakkında bilgi edinebilecekleri pratik, sürekli erişilebilir kaynak oluşturmak olduğunu vurgulayan Uzman Hemşire Sibel Yöntem ise “İlaç hataları ile ilgili hemşirelere yönelik yapılan çalışmaların sonuçlarında, ilaç hatalarına neden olan faktörler arasında farmakoloji bilgi eksikliği ilk sıralarda yer almaktadır. Hemşirelerin uyguladıkları ilaçlar hakkında yeterli farmakolojik bilgiye sahip olmamaları, güvenli ilaç uygulamaları için risk oluşturmaktadır. Hemşirelerimizdeki bilinç düzeyini arttıracak bu kartların tüm kliniklerde ve tüm hastanelerimiz için de yaygınlaştırılması planlanmaktadır.” dedi.

     

  • GENÇ TIPÇILARIN  “BEYAZ ÖNLÜK” HEYECANI

    GENÇ TIPÇILARIN  “BEYAZ ÖNLÜK” HEYECANI

    İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde, 133 öğrenci beyaz önlük giyerek hekimliğe ilk adımı attı. İzmir Demokrasi Üniversitesi’nde eğitime başlayan ilk Tıp öğrencileri de önlük giyme heyecanı yaşadı. Genç hekim adaylarının coşkusuna salonu dolduran aileler ortak oldu.

    “Beyaz Önlük Giydirme" töreniyle Tıp öğrencilerinin hekimliğe ilk adım attığı tören, Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Gökhan Köylüoğlu ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

    Törene Rektör Prof.Dr.Mehmet Tokaç, Kurucu Rektör Prof.Dr.Galip Akhan, Rektör Yardımcıları Prof.Dr.Turan Gökçe, Prof.Dr.Saffet Köse, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof.Dr.Bumin Nuri Dündar, İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekan Yardımcıları Prof.Dr.Tijen Kaya Temiz, Doç.Dr.Mustafa Özmen, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ahmet Koyu, Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç.Dr.Hurşit Apa, akademisyenler, öğrenciler ile aileler katıldı.

    Ülkemizin en iyi hastanelerinden aldığımız güçle…

    Törende konuşan İKÇÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof.Dr. Gökhan Köylüoğlu, toplam 916 tıp öğrencisine ulaştıkları altı yılda çok önemli mesafelerden geçildiğini söyledi. Hem İzmir’in hem de ülkemizin en büyük hastanelerinden alınan güçle fakültelerinin yapılandırılmasının tamamlandığını ifade eden Prof.Dr.Köylüoğlu, “Eğitim ve öğretimde derslikleri, laboratuvarları, hastaneleri ve öğretim elemanları bakımından yapılanmamız tamamlamıştır. 3,4,5 ve 6. sınıflarımız İKÇÜ Atatürk ve Tepecik EAH’de eğitim görmektedir. Her iki hastanemiz de, üniversitemizle Sağlık Bakanlığı arasındaki afiliasyon anlaşması kapsamında çalışan, 1000 yatak kapasitesi üzerinde, hem İzmir’in hem de ülkemizin en büyük hastaneleri arasında sayılmaktadır.” dedi.

    Buluşunuz milyonlarca hastanın hayatını değiştirsin.

    Öğrencilere hayatları boyunca  hiç bitmeyecek bir öğrenme sürecine girdiklerini hatırlatan Prof.Dr.Köylüoğlu, gençlere hayallerinin peşinde koşmalarını öğütledi. Prof.Dr.Köylüoğlu, “Tıp o kadar hızla ilerliyor ve bilgi birikimi o kadar muazzam artıyor ki; okumayan ve araştırmayan hekimin işini doğru yaptığı söylenemez. İyi bir hekim, iyi bir cerrah, iyi bir dâhiliyeci veya iyi bir bilim adamı olmayı hayal ediniz. Öyle bir buluş yapın ki; torunlarınız dedelerini anlatsınlar, ya da milyonlarca hastanın hayatını değiştirin. Öyle iyi bir hekim olun ki; tedavi edip hayatını kurtardığınız bir hastanın minnettarlığı bile, sizin için, her şeyin ötesinde bir kıymet ifade etsin. Diğer hiçbir meslekte bulamayacağınız kadar manevi tatmin imkânı bulacağınız bir mesleğe adım atıyorsunuz.” dedi.

    Başkaları sizin adınıza karar vermesin.

    Rektör Prof.Dr.Mehmet Tokaç ise hekimliğin idealist insanların yapabileceği bir meslek olduğunun altını çizdi. “Her şeyden önce kendinize güvenin.” diyerek gençlere seslenen Prof.Dr.Tokaç, genç hekimlerin başarılılarının İKÇÜ’nün başarısı olacağını vurguladı. Prof.Dr.Tokaç, “Ben her şeyi yapabilirim azmiyle yola çıkın. Çünkü herkesin yaptığından daha iyisini sizler de yapabilirsiniz. Kararlarınızı çok fazla kimseyle istişare edin. Ama en son noktadaki kararınız sizin kararınız olsun. Özgür iradenizle karar verin. Başkaları sizin adınıza karar vermesin. Kuruluş aşamalarını çok hızlı geçen bir üniversiteyiz. Bu hızla devam edersek kısa sürede üst seviyelere çıkmaya devam edeceğiz. Siz ailelerimizin de destekleriyle öğrencilerimiz buradan mezun olurken hepimizin gururu olacaktır. ” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından 133 tıp öğrencisi, Dekan Prof.Dr. Gökhan Köylüoğlu’nun eşliğinde Tıp Fakültesi öğrenci andını içerek mesleklerine ilk adımı attı.

  • Tıbbi Farmakoloji AD.’na Türk Farmakoloji Derneği Ulusal Farmakoloji Kongresi’nde En İyi Poster Bildiri Ödülü

    Fakültemiz Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Üniversitemiz Teratoloji Bilgi, Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yusuf Cem Kaplan'ın baş araştırmacı, Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı asistanları Ass. Dr. Elif Keskin Arslan ve Ass. Dr. Hilal Erol Coşkun'un yardımcı araştırmacı olarak görev aldığı, İngiltere ve Avusturalya Teratoloji Bilgi Merkezleri'i ile ortak olarak gerçekleştirilen “Gebelikte Ondansetron Kullanımı ve Major Konjenital Malformasyon  Riski: Sistematik Derleme ve Meta-Analizin Ön Bulguları” isimli çalışma  24.Ulusal Farmakoloji Kongresi’nde başarı ödülü almaya hak kazandı. Prof. Dr. Yusuf Cem Kaplan yurtdışı merkezler ile ortak gerçekleştirdikleri bu çalışmanın Ulusal Farmakoloji Kongresi'nde bu ödüle layık görülmesinden onur duyduğunu belirtti. 

    Araştırmacılar bu çalışmada, gebelik bulantı kusmasında ilk basamak tedavilerden sonra tercih edilmesi gereken ondansetron kullanımının bebeklerde majör ve spesifik organ defektleri ile ilişkili bulunmadığını, ancak bazı verilerin çelişkili olması nedeniyle bu konuda güvenlik izlemlerinin devam ettirilmesi gerektiği sonucuna ulaştı. Ayrıca gelecek çalışmalarda genitoüriner malformasyonlara da odaklanılması gerektiğini önerdiler. Ondansetronun hala gebelik bulantı-kusmasında ilk tercih tedavi olarak önerilemeyeceği ancak olası endişelerin klinik önemi düşük gözüktüğünden, gebelikte gerekli endikasyonlarda kullanılabileceği de araştırmacıların vurguladığı sonuçlar arasındaydı. 

     

  • Fizyoloji AD'na Nephrology Update Europe Kongresinde Poster Ödülü

    Nefroloji alanında gerçekleşen güncellemelerin, yenilikçi uygulamaların ve en popüler klinik yaklaşımların paylaşıldığı ve tartışıldığı, Avrupa’daki farklı nefroloji ekollerinin ortaklaşa düzenlediği 6-7 Ekim 2017 tarihleri arasında Viyana’da gerçekleşen Nephrology Update Europe kongresinde, uzmanlık tez çalışmasının ön verilerini ”Exogenous follistatin administration in cisplatin-induced acute kidney injury reduces renal damage” başlığıyla sunan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Fizyoloji Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi Dr. Ebru KÖKEN en iyi ikinci poster ödülüne layık görülmüştür. Ödül olarak 2018 yılında Budapeşte’de gerçekleştirilecek olan Nephrology Update Europe kongresine ücretsiz katılım hakkı kazanmıştır. Dr. Ebru Köken nefroloji alanında dünyaca ünlü araştırmacıların yer aldığı kongrede tez çalışmasını sunmaktan ve ödülü Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kazandırmaktan büyük gurur ve mutluluk duyduğunu açıklamıştır.

    İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenen bu projede Tıp Fakültesi Tıbbi Fizyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Eser Öz Oyar, Araştırma Görevlisi Burcu Azak, Yüksek Lisans Öğrencisi Cansu Bilister, Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Yrd.Doç. Dr. Saliha Aksun birlikte yer almıştır. Çalışmada solid ve hematolojik kanser tedavisinde kullanılan bir kemoterapi ilacı olan sisplatinin en önemli yan etkisi olan nefrotoksisitenin tedavisi amacıyla sıçanlara follistatin proteini eksojen olarak uygulanmış, kandaki böbrek hasar belirteçlerinde ve böbreklerin histolojik incelemelerinde, kontrol gruplarına göre belirgin iyileşme gözlemlenmiştir.

  • Tıbbi Farmakoloji AD’ na European Network of Teratology Information Services (ENTIS) Kongresi’nde En İyi Sunum Ödülü

    Genel amacı, doğum defektlerini önlemek için veri toplamak ve değerlendirmek olan ve tüm Dünyadaki farklı teratoloji bilgi merkezlerinin üye olduğu Avrupa Teratoloji Bilgi Servisleri Ağı (European Network of Teratology Information Services=ENTIS)’nın 2-5 Eylül 2017 tarihleri arasında Budapeste/Macaristan’da yapılan kongresinde “Gebelikte kinolonlara maruziyeti takiben gebelik sonuçları: sistematik derleme ve meta-analiz” isimli yüksek lisans tez çalışmasını sunan İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji AD Araştırma Görevlisi Selin Acar, en iyi sunum ödülünü (ENTIS öğrenci ödülü) aldı. Ödül olarak, 2018 yılında Newcastle/İngiltere’de yapılacak olan bir sonraki ENTIS kongresine ücretsiz katılım hakkı kazandı. Selin Acar, teratoloji alanında dünyaca ünlü araştırmacıların yer aldığı bu kongrede tez çalışmasını sunmaktan ve ödülün ikinci kez Türkiye’ ye ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi’ ne verilmesinden büyük gurur ve mutluluk duyduğunu açıkladı. İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü tarafından desteklenen bu projede Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Anabilim Dalı öğretim üyeleri Prof. Dr. Tijen Kaya Temiz, Prof. Dr. Yusuf Cem Kaplan ve araştırma görevlileri Dr. Elif Keskin-Arslan, Dr. Hilal Erol-Coşkun da yer almaktaydı. Çalışma sonucunda, kinolon gurubu antibiyotiklere gebelik döneminde istenmeden maruz kalınmasının doğum defektleri riskini artırmadığı ancak, yanlış yüksek risk algısına bağlı olarak, bu ilaç grubuna maruz kalan gebelerin gebeliklerinin daha az canlı doğum ve daha fazla elektif kürtaj ile sonuçlandığı bulunmuştur.

  • PROSTAT KANSERİNDE KAPALI YÖNTEM DÖNEMİ

        Akciğer kanserinden sonra en çok ölüme yol açan prostat kanseri, bu alanda çalışmalarını genişleten doktor ekibinin uyguladığı laparoskopik (kapalı) ameliyat yöntemi ile başarılı bir şekilde tedavi edilebiliyor.

        Yrd. Doç. Dr. Serkan Özcan,  "Kapalı yöntem, hastalara büyük konfor sağlıyor" dedi. 




Başa Dön